TANER AY | KARAR

Cumhuriyet gazetesinin 3 İkinci Teşrîn 1944 günlü nüshasının 4’üncü sayfasında ‘Acı Bir Ölüm’ başlığıyla verilen haber şöyledir: “Emekli kaptan Gelibolulu İsmail Aral’ın oğlu ve tabip Orhan Aral’ın kardeşi, Tıp Fakültesi ikinci sınıf talebesi ve ‘Bir Baş ve Seksen Yaş’ kitâbının şâiri M. Turhan Aral, bir yıldan beri mübtelâ olduğu amansız hastalıktan kurtulamayarak 26 Ekim 1944 Perşembe günü yirmi yaşında gözlerini hayata kapamıştır.”

M. Turhan Aral, Ünsiye ile İsmail Aral’ın üç çocuğundan en küçükleriydi. Kadıköyü’nde büyümüş, semtine hissettiği aşkını da ‘Kadıköy’e Kasîde’ şiirinde “Pek fazla garip yoksa da hülyâlı diyarda/Bilmem fakat Turhan üzere heyhatları vardır” biçiminde lisana getirmiştir. Burada kullandığı ‘heyhat’ sözünden hastalıktan kurtulamayacağını hissettiği anlaşılmaktadır. Aral, kanserden, 20 yaşındayken ve tek kitâbının yayımlanmasından çok kısa bir mühlet sonra hayata vedâ edecektir. Bundan 77 yıl evvel çok genç yaşta edebiyete uğurladığımız Kadıköyü’nün şâiri M. Turhan Aral’ı rahmetle anıyorum.

NİYE KADIKÖY DEĞİL?

Semtin ismini niye Kadıköy değil de, Kadıköyü yazdığımı merâk eden olabilir. Doğrusu Kadıköyü’dür. Şâir ve musikişinas Fennî Mehmed Dede, yazdığı manzumesine, kentin birinci kadısına nisbetle Kadı Kariyesi yahut Kadı Köyü ismi verilmiş olan semtimize “Ey gönül boşlama dâvânı çabucak gamla sürüş/Kadıköyü’nde ayak nâibinin hissesine düş!” biçiminde bir beyit düşmüştür. Semtin ismini Safiye Erol’dan sonra yalnızca Selim İleri hakikat yazmaya ihtimam göstermiştir. Bir de ‘Kadiköyü’ diyenler var. Semavi Eyice de, “Rum şivesine nazaran Kadiköy diye incelterek söylüyorlar, olmaz efendim! Doğrusu Kadıköyü’dür. Kadiköy diyenlere kızarım,” demişti.

BİR CEVAP BIRAK